17 Eylül 2015 Perşembe
#İntermittent Fasting / #Paleo Beslenme / #Leangains, #Warrior
İlk insanların evrimleştiği çağda besinlere ulaşım o kadar kolay değildi ve buna bağlı olarak beslendikleri öğün aralıkları günümüz öğün aralıklarına göre daha uzun aralıklardaydı.
Besin içerikleri de yüksek glikoz ve işlenmiş besinler içermiyordu günümüz beslenmesine kıyaslarsak.
İnsan vücudunda ''insülin'' denilen bir hormon var ve bu hormon yanılmıyorsam kan damarı olmayan canlılarda da mevcut.
Bu da bu hormonun besinleri hücreye taşımaktan ziyade depolama işiyle daha ilgili bir görevi olduğunu göstermekte.
Tüm bu bilgiler göz önüne alındığında bu dönem insanları depolarında biriken yağları enerji olarak kullanabilmekteydi ve beslenme ile aldıkları yağlardan da yağ asitlerini glikoza çevirip enerji ihtiyacını karşılayabilmekteydiler.
Bu şekilde açlığa karşı dirençliydiler, kan şekeri düşüklüğü yaşamıyorlardı, aç olarak günlük aktivitelerini gerçekleştirebiliyorlardı ve milyonlarca yıl bu sistem böyle işledi.
Sonuç olarak insan metabolizması evrimleşirken ''geleni harcayarak değil, depodaki harcadıklarını doldurarak işledi, tasarlandı.''.Günümüzde bu şekilde beslenmenin insan zihninden tutunda bir çok kronik hastalığa ve spor performansına, büyüme ve gelişmeye olumlu katkıları hem bilim adamları tarafından hem uygulayıcıları tarafından belirtilmektedir.
Günümüzde bebeklikten beri sık sık ve yüksek karbonhidratlı beslenen insan evladı kuşkusuz bu sistemi uygularken birkaç gün hatta hafta zorluk çekecektir çünkü insan vücudu için yağlar oldukça önemli ve metabolizma her zaman yaşamını sürdürebilmek için enerji ihtiyacını karşılayabilmeyi garanti altına almak ister ayrıca işlenmiş besinlerle bozulan ''glikoz-insülin dengesi'' depoların bir müddet kullanılabilme süresini etkileyecektir.
Bu yüzden öncelikle ''unlu-şekerli'' gıdaların ve işlenmiş ''leş gıdaların'' tüketimi sınırlandırılmalıdır.
Daha sonra sabah kahvaltı süresi uzatılmalı ve ilerleyen zamanda ilk öğün olarak öğle yemeği ve araya konulan 6-7 saatlik ara ile akşam yemeği ile beslenme işi bitirilmeli.
#Hawx#
Etiketler:
#aralıklıoruç,
#Beslenme,
#Calorideficit,
#cr,
#diet,
#Eating,
#Fasting,
#Intermittent,
#if,
#leangains,
#nutrition,
#Oruç,
#Paleo,
#performans,
#Sağlık,
#sağlıklıbeslenme,
#Spor,
#WarriorDiet
19 Ağustos 2015 Çarşamba
KAHVALTI: ALTIN ÖĞÜN DEĞİLMİŞ MEĞER!
KAHVALTI: ALTIN ÖĞÜN DEĞİLMİŞ MEĞER!
Yazan: Serkan O. Yimsel
UCLA Fitness Instructor
CHEK Exercise Coach, NASM, NSCA, ACE Certified
UCLA Fitness Instructor
CHEK Exercise Coach, NASM, NSCA, ACE Certified
Zamanında yazmıştık, kahvaltı atlamanın faydaları diye. Profesör doktor john Berardi’nin imzasını da altına koymuştuk. Ancak insanlar bunca yıldır bildiklerinin yanlış olduğunu kolay kolay hazmedemiyorlar maalesef. Benimse uzmanlık hayatım boyunca öğrencilerime sürekli söylediğim şöyle bir söz vardır: “Size içinde bulunduğumuz şu ana kadar öğrendiğim en son bilgiyi vermekle mükellefim. Ancak bilim ilerledikçe ve yeni bilgiler geldikçe bir önceki bilgiyi yenisiyle değiştirme hakkına da sahibim!”
Kilo kahvaltı ile kaybedilmiyor! Hâlbuki çok uzun bir süredir fitness eğitmenleri, diyetisyenler, beslenme uzmanları, yaşam koçları kilo vermek isteyen üyelerine sürekli papağan gibi “kahvaltı etmeniz gerek” deyip duruyorlar. Bu bilginin nereden geldiğini birçokları da bilmiyorlar. 100 sene öncesine kadar kahvaltı edilmiyordu, ya sadece akşam, ya da bir kuşluk ve bir akşam öğünü ile idare ediliyordu (1). Afrikalı Masai’ler, Paraguaylı Ache’ler, Aborjinler ve daha niceleri sabah avlarına kahvaltı etmeden çıkıyorlar ve kendilerini izlemeye gelen 100 metre rekortmenleri beyaz adamlara nal toplatıyorlar. Bütün bunlara rağmen halen ısrarla kahvaltının kilo vermedeki önemini savunanlara iki araştırmadan bahsedeceğim:
2014 American Society for Nutrition
The effectiveness of breakfast recommendations on weight loss: a randomized controlled trial1,2,3
Emily J Dhurandhar, John Dawson, Amy Alcorn, Lesli H Larsen, Elizabeth A Thomas, Michelle Cardel, Ashley C Bourland, Arne Astrup, Marie-Pierre St-Onge, James O Hill, Caroline M Apovian, James M Shikany, and David B Allison
The effectiveness of breakfast recommendations on weight loss: a randomized controlled trial1,2,3
Emily J Dhurandhar, John Dawson, Amy Alcorn, Lesli H Larsen, Elizabeth A Thomas, Michelle Cardel, Ashley C Bourland, Arne Astrup, Marie-Pierre St-Onge, James O Hill, Caroline M Apovian, James M Shikany, and David B Allison
300 kişinin üzerinde şişman ve obez katılımcının incelendiği bu araştırma 16 hafta sürmüştür (2). İki guruba ayrılan katılımcıların yarısı kahvaltıyı atlamış, diğer yarısı ise muhakkak kahvaltı etmiştir. İnceleme sona erdiğinde her iki gurupta da kaybedilen kilo aynı olmuştur. Araştırmacılar, sonuçta kahvaltı etmenin kilo vermede bir avantaj sağlamadığını açık ve net olarak belirtmişlerdir.
AJCN. First published ahead of print June 5, 2014 as doi: 10.3945/ajcn.114.083402.
The causal role of breakfast in energy balance and health: a randomized controlled trial in lean adults1–4
James A Betts, Judith D Richardson, Enhad A Chowdhury, Geoffrey D Holman, Kostas Tsintzas, and Dylan Thompson
The causal role of breakfast in energy balance and health: a randomized controlled trial in lean adults1–4
James A Betts, Judith D Richardson, Enhad A Chowdhury, Geoffrey D Holman, Kostas Tsintzas, and Dylan Thompson
Yukarıdaki araştırma ise kahvaltı etme ya da atlamanın metabolik etkilerini araştırmıştır (3). Bu araştırmaya kadar olan inanış, kahvaltının metabolizmayı iyileştirdiği ve sabah aç kalma yüzünden günün ilerleyen saatlerinde daha fazla kalori alımı ihtimali olduğu yönünde idi. Ancak sonuçlar bunun aksini gösterdi: iki gurup arasında dinlenik metabolizma değişmediği gibi, iştah kahvaltı eden gurupta daha fazla idi.
Kahvaltı atlamanın ve fasılalı (intermitan) oruçların bilinen birçok faydası var. Bunlar (1,4):
Kahvaltı atlamanın ve fasılalı (intermitan) oruçların bilinen birçok faydası var. Bunlar (1,4):
1. İnsülin ve leptin direncini kontrol etmek
2. Mitokondri enerji etkinliğini iyileştirmek
3. Açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin seviyesini düzenlemek
4. HGH-Human Growth Hormonunun üretimini attırmak
5. Trigliserit seviyesini düşürmek
6. Oksidatif stresi azaltmak
2. Mitokondri enerji etkinliğini iyileştirmek
3. Açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin seviyesini düzenlemek
4. HGH-Human Growth Hormonunun üretimini attırmak
5. Trigliserit seviyesini düşürmek
6. Oksidatif stresi azaltmak
Bu yazımdan kahvaltının öcü olduğu ve kesinlikle kahvaltı edilmemesi gerektiği sonucu çıkarılmamalı. Ancak günün herhangi bir öğününe gereksiz popülerlik vermenin de bir anlamı olmadığını sanırım okuyanlar anlamıştır. Kahvaltı da tıpkı günün diğer öğünleri gibi benzer değerdedir, kilo vermede mucizevî bir öğün değildir. İyileri de olduğu gibi, kötüleri de mevcuttur. Sırf kahvaltı etmiş olmak için ağza ambalajlı ürünler atmanın bir âlemi olmayacaktır. Kahvaltıyı göklere çıkaran araştırmaların çoğunun sponsorlarının kahvaltı gevrekleri, müsliler ve pastörize süt firmaları olduğu unutulmamalıdır. Geleneksel kahvaltılarımızı, (ekşi hamurdan ekmek, yumurta, tereyağı, zeytin ve roka salatası gibi) her zaman bu tür kahvaltılara tercih ediniz. Eğer buna üşendiğiniz ya da zamanınız olmadığı durumlarda da kahvaltıyı atlayınız, şekerli çay ve simitle ya da sütlü müsli ile açlıktan daha iyi yapmış olmayacaksınız çünkü..
REFERANSLAR:
KOLESTEROL YALANINA BİR KANIT DAHA!
KOLESTEROL YALANINA BİR KANIT DAHA!
88 Yaşında ve günde 25-30 yumurta yiyen bir adamın plazma kolesterolü ve damar sağlığı tamamen normal değerler göstermiştir.
Araştırmacılar bir yaşlılar yurdunda kalan ve tamamen psikolojik sebeplerle kendini bu yumurta diyetine adayan adamı incelerken, sağlıklı bir deney yürütebilmek için bir yandan da 11 katılımcıdan oluşan bir başka araştırma ile sonucun sağlamasını almışlardır.
Görünen o ki sağlıklı diye bize söylenen limitlerin çok çok üzerine, günde neredeyse 5000 mg kolesterol almasına rağmen yaşlı adam bunun sadece %18'ini, yani 900 mg kolesterolü özümleyebilmektedir.
Araştırmacılar kolesterol sentezinin kompleks bir işlem olduğunu, şimdiye kadar yapılan araştırmalarda abzorpsiyonun %35-%85 gibi geniş bir oranda değişebileceğini, diyette alınan oran arttıkça organizmanın emilimi kendiliğinden düşürebildiğini, bunu da kolesterolü safra asitlerine dönüştürerek yaptığını anlatmaktadırlar.
Bu durumda hala insanların ne kadar kolesterol yemesi gerektiğine dair limitler koymak, yumurtalardan sürekli sarıları çıkartmak acaba ne kadar doğrudur??
REFERANS:http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJM199103283241306#.VGpsWquEiKI.twitter
Not:Serkan Yimsel 'den alıntıdır...
Öğün Sıklığının Kas ve Yağ Üzerine Etkisi
2-3 Büyük öğünle mi daha çok kas geliştirip yağ kaybedeceğiz, yoksa 4-6 küçük öğünle mi?
Henüz yayımlanan (Ocak 14 2015) bir araştırma bu soruya yanıt verdi.
Bu aslında tek bir çalışma değildi.
Tam 15 farklı araştırmayı gözden geçiren bir "meta analiz" idi!.
Analiz sonrasında uzmanlar, sık ve az yemenin (5 öğün/gün ve daha fazlası) kilo kaybı ya da kas kitlesi artışına yardım ettiği iddiasının sadece 2 haftalık tek bir araştırmadan yola çıkılarak yapıldığını fark ettiler.
Üstelik bu tek araştırma ile ilgili iki ana problem vardı:
1) Protein miktarı çok düşüktü (60 gr/gün), dolayısıyla kaybın çoğu kastan oldu
2) Öğünler genellikle sıvı öğünlerdi, o yüzden katı gıdalara göre çok daha hızlı absorbe ediliyordu.
Bu tek araştırma analizden çıkartıldığında, öğün sıklığının yağ kaybı ya da kas kazanımına etkisi kalmıyordu.
Yazarlardan direkt alıntı yapılırsa: "Öğün sıklığının vücut kompozisyonu ile olan pozitif ilişkisi, sadece tek bir araştırma tarafından desteklendiğinden doğruluğu şüphe içeren bir iddiadır.
Konu vücut kompozisyonunu iyileştirmek olduğunda kişiye verilecek beslenme önerileri içerisinde gündeki öğün sayısı tamamen KİŞİSEL TERCİHE bırakılmalıdır!"
Değerli diyetisyenler, bilmem anlatabildim mi?
KAYNAK:http://nutritionreviews.oxfordjournals.org/content/73/2/69
Not:Serkan Yimsel 'den alıntıdır...
Beslenme Konusunda Pratik Bir Bilgi
Beslenme konusunda pratik bir bilgi:
Miktar hesabı ile yapılan diyet önerilerine pek inanmam.
Ancak beslenmenin bir şekilde izlenebilmesi şart ve bu konuda en önemli detay günlük protein alımıdır.
Gerek kas kitlesi kazanabilmek, gerekse yağ oranını azaltmak için bireyin yağsız ağırlığı başına en az 1 gr protein alması gerekiyor.
Yağ oranınızı bulun (mümkünse deri altı kaliper ölçüm yöntemi kullanın) ve yağ kilonuzu hesaplayıp baskül ağırlığınızdan çıkartın.
Günde en az bu kadar gram protein almanız gerekiyor.
(Örnek: 85 kg gelen ve yağ oranı %15 olan bir erkeğin vücudunda yaklaşık 13 kg yağ kitlesi vardır. Net yağsız kitlesi ise 72 kilogramdır, dolayısıyla 70-75 gr/gün protein almalıdır.)
Bu esnada kendim adıma yaşadığım bir kolaylığı paylaşmalıyım, günlük öğün sayısı az olduğunda (genellikle günde iki ana öğün yiyen birisiyim) bu hesabı yakalamak çok daha kolay oluyor.
Öyle ki hatırlamam gereken sadece iki öğün olduğundan toplam o gün kaç gr protein yediğimi hemen hesap ediyorum.
Örneğin o günkü ilk öğünden 30 gr, ikinciden 25 gr yediysem toplamda 55 gr protein yediğimi fark ediyorum.
Günlük açığım yaklaşık 20 gr kaldığını hesap edince de gün sonunda protein oranı yüksek ama kalorisi ve karbonhidratı düşük atıştırmalıklarla (leblebi, kabak çekirdeği, kefir ya da lor peyniri vb) hedefi tutturmak kolay oluyor
Not:Serkan Yimsel 'den alıntıdır...
Etiketler:
#Beslenme,
#fatburning,
#Kalori,
#Kas,
#nutrition,
#Protein,
#Yağyakmak
Yağ Yakımı /Öğün Sayısı /Protein /Kalori Dengesi
Öğün sıklığı ile, besin termik etkisi ya da metabolizma hızı arasında pozitif ilişki bulmaya çalışan araştırmalar, tek tek başarısızlıkla sonuçlanıyor.
NSCA kurumunun yaptığı inceleme sonunda yağ oranı düşürme söz konusu olunca bireyler ister günde 1 öğün yesin, ister 6 öğün yesinler arada bir fark bulunamıyor.
Hatta bazı araştırmalarda (1,2) yeme sıklığı azaldıkça, sanılanın tersine besin termik etkisinin (TEF) arttığı bulunuyor.
Yağ vermek amaçlandığında uzmanlar sadece iki konunun kesinliğinde birleşiyorlar:
1. Toplam giren kalori, harcanandan az olmalı
2. Özellikle negatif kalori dengesi oluşturulduğunda (yani az kalori alındığında) diyetteki protein oranının yükselmesi gerekiyor. (Veganlar dikkat!)
Bunun dışında günde kaç öğün yenileceğinin tamamen kişilerin tercih ve yaşam biçimlerine bırakılması gerektiğini vurguluyorlar..
Kaynakça:
1. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9155494
2. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22719910
Not:Serkan Yimsel 'den alıntıdır...
2. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22719910
Not:Serkan Yimsel 'den alıntıdır...
Etiketler:
#Besin,
#Beslenme,
#calorie,
#fatburning,
#Kalori,
#nutrition,
#Öğün,
#Öğünsıklığı,
#Protein,
#Vegan,
#Yağyakmak
12 Ağustos 2015 Çarşamba
Sağlıklı Olmanın Sırrı Uzun Süre Açlıkta Mı?
Son senelerde Batı tıbbının üzerinde çok araştırma yapılan konularından biri de onların tabiri ile “intermittent fasting”.
Bunu dilimize “aralıklı oruç” diye çevirenler varsa da “aralıklı açlık” demek daha doğrudur.
Çünkü oruç sadece belirli bir süre aç ve susuz kalmak değildir; Allah’ın sağlıkları yerinde olan kullarından yerine getirmelerini farz kıldığı bir ibadettir.
Aralıklı açlık ömrü uzatıyor
Kalori kısıtlamasının bazı hayvanların ömrünü yüzde 50 oranında uzattığı zaten uzun zamandan beri biliniyordu ama yeni araştırmalar aralıklı açlığın “sağlıklı ve uzun yaşamanın” anahtarlarından biri olduğunu gösteriyor.
Aynı miktarda kalori verilen fareler üzerinde yapılan yeni bir araştırma, günde 8 saat beslenmelerine izin verilen ve 16 saat aç bırakılan farelerin tüm gün boyunca beslenenlere göre daha sağlıklı olduklarını ortaya koydu (1).
Tüm gün beslenen farelerin obezleştiği, kan şekerlerinin yükseldiği, karaciğerlerin yağlandığı ve metabolik problemler geliştiği; aynı miktarda kaloriyi 8 saat içinde tüketen farelerin ise daha zayıf oldukları, yüksek şeker veya kronik enflamasyon gibi sağlık sorunları yaşamadıkları tespit edildi.
Aralıklı açlığın etkileri
Aralıklı açlığın sağlığa olan birçok müspet etkileri var (2, 3, 4, 5):
BİR: Ensülin ve leptin duyarlılığı ve mitokondri enerji etkinliği artıyor. Bu, hastalıkları ve yaşlanmayı geciktiriyor.
İKİ: Grelin seviyeleri azalıyor. Açlık hormonu grelinin azalması yeme isteğini azaltıyor.
ÜÇ: Oksidatif stres azalıyor. Hücrelerdeki oksijen radikalleri birikiminin azalması protein, lipit ve nükleik asitlerin oksidasyondan zarar görmesini önlüyor.
DÖRT: Stres, hastalık ve yaşlanmaya karşı direnç artıyor. Aralıklı açlık tıpkı egzersizde de olduğu gibi bir hücresel stres cevabı yaratarak stres, yaşlanma ve hastalıkla mücadele eden genlerin etkinliği artıyor.
BEŞ: Yağ yakımı artıyor. Vücudun glikojen depolarını metabolize etmesi için 6-8 saat gerekiyor ve vücut ancak bundan sonra yağ yakmaya başlıyor. 16 saat süre aç kalınması yağ yakımını hızlandırıyor.
ALTI: İnsan büyüme hormonu (HGH) salgısı artıyor. HGH, yağ yakılmasını sağlayan bir hormon.
YEDİ: Katekolaminler artıyor. Bu sayede istirahat ensülin seviyeleri azalırken istirahat enerji harcaması artıyor ve depolanmış yağın yakıt olarak kullanılması mümkün oluyor.
Gelelim neticeye
Aralıklı açlığın faydalarını yeni keşfeden bilim dünyası ve sık sık yiyerek metabolizmamızı hızlandırmamızı, suni tatlandırıcılı yiyecek ve içecekleri tavsiye eden sosyete diyetisyenleri bakalım “oruç tutmanın” faziletini ne zaman anlayacak?
KAYNAKLAR
5. http://ajcn.nutrition.org/content/86/1/7.short
Not:http://ahmetrasimkucukusta.com/2013/07/17/yazilar/tip-yazilari/beslenme/saglikli-olmanin-sirri-uzun-sure-aclikta-mi/ 'dan alıntıdır....
Not:http://ahmetrasimkucukusta.com/2013/07/17/yazilar/tip-yazilari/beslenme/saglikli-olmanin-sirri-uzun-sure-aclikta-mi/ 'dan alıntıdır....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



